felsefe

felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster. The posts are listed in chronological order. Click the post title to read more.

20 Ocak 2009 Salı in ,

Çok amaçlı organ kullanımı

Yürümüyor günümüzde hiçbirşey sebatla...Ne yaptığımız işleri nede ilişkileri sonuca bağlaya biliyoruz..Sonucunu havayla bağlamaya çalışıyoruz kurdele yaparak 2 oksijeni belki nefes alırız değil mi nede olsa elde olacak O2...Düşünmeksizin yaşadığımız 1 saniyenin bile saat başı ancak ürettiğiniz hayali O2 nin yaklaşık milyon katı karbondioksit tüketerek beyinlere zararız biz...Neden itiraf edilmez intiharın güçlü bir irade gerektirdiği de hep inkar edilir ayıplanır yapanın zayıflığından bahsedilir..Kendine kıyma elbetteki zordur organlarını farklı amaçlarda kullanarak sorunlarla başa çıkma kapasitesini geliştirmekten...Yani çıkarım yapacak olursak sorunlar 2 yolla çözülür
1)aptal cesaretine sahip olup intihar etmek
2)Çok amaçlı organ kullanımı
peki nedir çok amaçlı organ kullanımı?Gözleriyle duymak,beyniyle hissetmek,kulaklarıyla görmek,dudaklarıyla dokunmak,elleriyle öpmek,göğüsleriyle solumak,ve başının üzerinde yürümeyi öğrenmektir... Ruhuyla doyumsuz isteklere sarılabilmektir nefsiyle oldugu kadar..Ve yaşayabilmektir dünya yerine evrene ait olarak..Sadece bu yazdıklarımla elbetteki kısıtlanamaz bunlar benim öğrenebildiklerim.. (organ sayısı+ruh+nefs)! bize kullanabilme sayısını verecektir..
Ne zaman gözlerimizle duyduk,hissettik ozaman anlarız art niyetleri,ne zaman beynimizle hissetmeyi kalbimizle düşünmeyi öğrenirsek daha az yara alırız aşkta o günden sonra,daha güzel doğup ölürüz ruhun paylaşımında bütün oluşlarda dudaklarla dokunup ellerle öperek...Hayattan darbe alıp ters dönmeyiz yada dönsekte aldırmayız başımızın üzerinde yürümeyi öğrenirsek eğer...Bunlar ve bunlar gibi binlerce örnek var verilebilecek sonuca bağlamak,kaçıp gitmemek sorumluluktan aşktan,işten,hayattan ucuz yalanlarla...Bahaneleriniz,aptal cürretleriniz sizin olsun hala inat ediyorsanız bahaneler üretiyorsanız..Ben göğüslerimle soluyup nefsimi çalıştıracağım yararıma aşktan asla darbe bir almayacak bir kalple vicdana sahip bir beyinle devam edeceğim yollara sizse kurdeleler yapın oksijenlerinizle başınız sıkışıncada verin onları şırıngayla damarınıza...Ahmaklar...



tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''

13 Ocak 2009 Salı in ,

Adalet hala biryerlerde..




Zavallı ay ne zaman güneşi örtse el kadar gövdesiyle kefiylenirmiş...tutulmalarda...
Oysa güneş intikamını kolayca alırmış dolunaylarda...Kadim zamanlardan beri ondan ayın med cezirleri güneşten kaçma çabası içindeki...Toprak aldırmazmış güneşe ve aya tek derdi mavi gökyüzü...Gökyüzü hakir görmüş toprağı o gün bugündür çeker cezasını her yıldırımda...Vardır dünyanın adaleti doğaya bakılınca...
Peki ya insanlar arasında?Suretlerini bırak,günün 3 vakti gölgeleri bile kesişmeyen insanlar bir..Bir olmadığını bilmeden bir....Uzaklıklar kısaldıkça büyüyen uzaklıklar...Birbirlerine zaten uzaksalar uzaktırlar...Yakının sözlükten kalkması yakın..
Kötülük ve iyilik tek göbek bağıyla aynı anadan beslenirken kaçabilir mi biri diğerinden?Gri bir hayat bu yaşanılan siyah olması yakın..Tüm kötülüğün karanlığı ne hazindirki çöküyor yavaş yavaş masum akların üstüne...Kardeş kardeşe,evlat ana babaya yabancı...
Rapunzel saçını kesti,pamuk prensesi cüceler terk etti,kırmızı başlıklı kızı kurt yedi insanoğlunun inandığı tüm masallar acı bitti..Adalet yerini kaosa bıraktığı pandoranın kendini kutuya kapatıığı bu günlerde toprak şükreder anası demeterin adaletine ve eğmediği için başını gökyüzüne kibir veren zeus gibi bir deve... Tnarıların tanrısı kendi evini kendi eliyle yakmaya razı demeterin isteğiyle... Bu yıldırımlar olduğu sürece yeşerecek ağaçlar yine,adaletin hala biryerlerde olduğundan emin toprağın gövdesinde...




tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''

12 Ocak 2009 Pazartesi in

Tanrı




Yorgunum...
Yorgunluk yokluğun içine düşüvermiş geride sorumluluklar ve mazi kalmış...
Yorgunluk yok olmuş...
Yokluk ne zaman yorgunluğa susasa olurmuş ademoğlunun tüm dilekleri hani dünyada şans dedikleri...
Yokluk şans ....
Şans tokmaktadır..
Tokmak kapıda...
Şans kapıda...Açsana...
Açmak bilmek...Bilmek ise tecrübe etmekle gelir...
O halde şans tecrübedir....
Tecrübe zamanla gelir...
Tecrübe zaman zaman tecrübe...
Yaşamsız tecrübe olurmu ki zaman olsun?
Zaman yaşam...
Yaşam rahim...
Rahim kadın..
Kadında bir parça adam adamda bir parça kadın...
Adam tanrıdan geldi...
Tanrı cennetteki aynaya baktı suretinden ilham aldı...
Ve küçük bir tanrı yarattı...
Tanrı adam
Adamsa tanrı..
Yani Herkes Tanrı..
Yada Kaynağı Yokluk olan Tanrı yok...
Kaynağı yokluk olan Tanrı şanstır..
Dünyalıların tapındığı...
Yorgunluk Yokluğun içine düşünce dualarım kabul oldu diye...


tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''

11 Ocak 2009 Pazar in ,

Kim bahseder farklardan?


Aslında bu yazının ne yeri nede sırası...Vakit darlığı arasında dökülen sözcüklerde kim anlam arayabilir?Aramayınız..Öylesine geldi ve gitti varsayın umursamayın...Anlatılacak şeylerin çokluğu zamanın asla stabil olamayacak etkisi sırasında eriyerek kendi sıvında yüzer konuma geliyor aklımda bizmut misali...
Tecrübelerin getirdiği gerçekliği yaşadım şükretmeliyimki.. ve asla hayallerin gerçek potasına girmeye layık olmadığını anladım bir kez daha...Yanlışı bir kez yaparsan hatalı 2. kez yaparsan saf olursun...Saf olmayı seçmemiştim bu kez geçmişteki gibi bile bile emindim çünkü doğrulardan oysa kadere inanasım geliyor yavaş yavaş yine bu role bürünme sonucunda...
Kişiliğin açığa çıkaran durumları bilirsiniz benden haliyle daha iyi;kavga,tartışma,yolculuk,paylaşılan bir alan ve düşülen zor konum sonucu;ame olmanında yolları vardır karanlıkta herkes,bedensel engelli bazılarımız ve zihnen şartlandırma sonucu manen görmeme kısmi olayların sizi bütünlemesinde meydana gelen...Her nekadar pempe gözlüklerimi takıp zihnen şartlanmış olsamda görmemek elde değil döktüğünüz mürekkebin yayılan karanlığını...Söz konusu yanılmadan öte hayal kırıklığı getirdi dünyalara ebedi ışık yılı uzak geleceğe ve yarım ışık yılı geçmişe... Hani çok sevdiğiniz biblonuzun kırılmasındaki etkinizin bilincinde kendinize kızarsınız ya öyle sinirliyim kendime..İhanetler affedilir olsa da geleceğe dahil, peki ya aitliği dünlerde kalanları kim vaftiz edecek?Bugüne dair yollarımda yollarınıza giden levhaların hepsini söktüm onları takip etmektense yönümü kaybetmeyi yeğlemek yeni bir ışık bulma umudunuda veriyor bana...Oysa ne kadar da inanmıştım yorgunluğunda getirdiği serapla.. ömrümde sığ olmanın ilk varılan durakta sonsuza kadar konaklamak olduğunu bilen yapım affı kolaylaştırıp yeni bir koy bulmama yardımcı...Sorun olansa herşeyin dönülmezliğine emin olduğunuz zaman işte öyle bir zamanda yazıyorum tüm bunları nötr,katı ve şekil alamaz bir halde...Plazma konumuna hatta erime noktasına hayatım boyunca ulaşamayacağımı bildiğim için biraz buruğum tanrıya neden yaratmadı tüm fiziksel özellikleri eşit neden demedi açıkça bizlere fabrika çıktısı olduğumuzu da hepimize farklı ifadeler,ruhlar,sesler vererek megolamanların kafasındaki tekiz sesine destek oldu...Söylüyorum size bakmayın farklıymışım gibi bana aslında hepimiz eşitiz de göremiyorsunuz siz..Ben istenmeyeni istediğim,istenenide istemediğim için lanetliyim..Siz dualarınıza dileklerle başlarken ben dua bile edemiyorum lanet okumaktan...Tüm bunlara bakınca benim ateşten ateşe düşeceğim kesindir emin olmayınız bekleyin bitireyim...
Evet belki siz dualarınıza dileklerle başlıyorsunuz ben lanet okumaktan dua etmeye vakit bile bulamazken... Belki de cennete düşmeye hevesli nefsiniz inkar edilemez günahların pençesinde kıvranırken siz de esiri oluyorsunuz onun kim bilir?Yada söylenmemiş sözler size yanmış derilerin dünyasının kapılarını açıyor inkar edebilirmisiniz?
Kendimi mahkum ederek kendimi sonsuza kadar sevme cüreti gösterdiğim için ben cennete layığım...Nefsimi 2yüzlü kılmadan ruhla onun arasında gidip gelmeden sadece birini izleyebilme cürreti gösterebildiğim için kutsanmışım...Kötülüğümü tüm düyayaya haykırabildiğim için,açık sözlülüğü iki yüzlülüğe tercih ettiğim için...
Şimdi söyleyebilirmisin benim gibi bir lanetten farkınız olduğunu kendini beğenme alışkanlığına kapılmış vaziyetteki ruhunuz...Yada hangimizin kutsanmış hangimizin lanetli olduğunu sonsuza dek?
Açın avuçlarınızı koca bir hiçi görmek ister bu gözler dünyadan toplamaya çalıştığınız...




tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''