18 Ocak 2009 Pazar in

Çoklu kişilik bozukluğu


Bugün başım fena...Ağrıyorsa ağrı kesici içsene diyeceğinizi biliyorum ki ağrısa eminim biyolojik faktörlerime neyin iyi geleceğini biliyorum en fazla bir novalgin parasetamole alerjim olmasına rağmen..Sorun şu ki gerçek hayatta yaşanılan her olgu her sorun bir çözüme kavuşurken şuandaki problemimin çözümü sadece akson-dentrit iletimimin gereğinden fazla olmasından kaynaklanıyor...Beyninizin içine yerleştirdiğiniz ufak ufak çekmeceler mevsimi gelince açılır üzerindeki naftalinden kurtulunur ve yeniden kullanılır..Öyle bir mevsimdeyimki tüm çekmeceler boş tüm hatıralar dışarda..Tam bir kavram kargaşası yaşamaktayım...Neyi nerde kullanacağımı kestiremediğimden ötürü üzerime yapışan çekingenlik ve iletişim kaybı sonucunda bağlarımı koparıyorum çevremle,ailemle,hayatımdaki özel kişilerle ve kendimle...Çok sevdiğim bir arkadaşım kendi anne annesinin ona söylediği bir öğütü bana verdi ''çok düşünme kafan yorulur''.Öğüt dinleyecek kadar hiç uysal olmadığımdan mı yoksa öyle olmayı seçtiğimden mi bilmiyorum kulak arkası ettim ve sonuçortada...Yapmamam gereken şeyleri yaparken buluyorum,söylememem gereken sözler ediyorum bazen de.. kendimi haketmediklerini bildiğim halde karmaşık aklın iğne atsan yere düşmez zemininden geçiriyorum bazılarını düşünmeye çalışarak..Tüm bunların sonuçları katalanabileceğimden fazlası...Acıdığım yaşanılan kayıplar değil,elimde kalanları koruma çabası...Gidenden bana ne derken meğerse kilimin altına süpürmüşüm görünüşte temizliğin kolaylığını bildiğimden...İşte vakti geldi çıkıyor hepsi birden..Sanki anımı zehir etmek için anlaşmış gibiler..Filmde bir karakter,konuştuğum biri,aynadaki yansıma,koltukta oturan kişi belki hepsi birden..Çok ilginç ki ne benden başka gören var ne de duyan?Ya tüm bu olup bitenden habersizler hasta yada ben şizofreninin dibindeyim...Peki görülen tüm insanlardan ne haber?Gerçek değilseler nerdeler?Kendi mutlu yüzeysel hayatlarını yaşarken ben boğuşmak zorunda kaldığım kavgalar,yüzleşmeler,ayrılıklarla tek başımayım.Onlar kadar az bir hacmimin batmadığını görerek ve sevinerek ne kadar dolu olduğuma dibe batmışlığın getirdiği bu avunmaya tutunmuşum..Kendi kendinde batan bir insan ne kadar bütünse,battığım profillerin ayrılıklarından dolayı parça parçayım..Belkide taa en başında yanlış yaptım..Sorarken tanrı hacim mi özkütlemi dediğin de tüm boşluklarımı kapat diyerek tanrı da demiştiki radyoaktif bir kurşuna kim ihtiyaç duyar ki ama yarınından sen sorumlusun dediğin olsun..Seçtiğim hayatı yaşıyorum görünüşteki doluluğu seçmeyerek yaptığım aptallığın bilincinde..
payımı paydama eşit kılmak için parçalarımı dağıttığım herkese yalvarmam mı gerekecek?O halde istemiyorum kendimden hiç birşey aynada bile onlardan birini görecek ,en güçlü depresif ilaçlar alcak olsam dahi...
Yoksa istesem verirler mi?Alışmışken varlıklarına yaşarken tek odada çoklu bir hayat çoğul kişilik bozukluğu yaşarken kendi acılarım gibi acılarını şikayetlerimi bir kenara koyabiliyorum..Özleyeceğini bile bile terk etmek mi yada gitmeyi zorunlu kılan sebepler üretmek mi bana göre değil?bir gün mutlu 1 ömür-24 saat= özlem dolu yaşamaktansa... Galiba alışkanlıları terk edemiyorum ,ben böyle tek bedende multi ruh yaşamayı seviyorum...





tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''