You Are At The Archives for Kasım 2008

30 Kasım 2008 Pazar in

ve başlıyoruz..yoksa çoktan başladık mı?





yarın yeni bir zaman dilimi başlıyor benim için yeni ve hiç tanımadığım türden birşey yanımda kimse olmadan finlandiyayı turlamam bir dereceydi sırtımda dağcı çantası kulağımda ipod elimde fotoğraf makinesi yağmura rağmen aldırmadım...tallinnden helsinkiye botla kim derdi kendi başına geleceksin üzerine bir de tren bileti alcaksın..herneyse yaa bu şoku atlattım..şuan yeni bitirdiğim bir planın ağırlığını bu yazı ile atmak istiyorum..
detaylardan bahsedelim biraz çünkü her anı kazımak istiyorum avrupada kendi başıma yapacağım iilk gezi..
frankfurttan-berline saat 9 gibi berlin boxpox hotelimize giris yapacağız..aksam tv tower ve east side museum a gidelim diyoruz belki checkpoint charlieyede uğrarız.. bilemiyorum..
ertesi gün metroya ihtiyac duymadan sehrin gobeginde olan otelimizin konumunun sağladığı olanaklardan yararlanarak tüm müzelere parlemento binalarına girip çıkmak istiyoruz:Daksama gs kampını ziyaret edebiliriz gerçi berlinde türk çok ne derece şanslı oluruz bilmiyorum ama futbol hakkında şanslı olduğuma inanıyorum otelede girerim zannederim çünkü türke benzemiyorum..şeytan diyor al bir mini etek stiletto iddalı bir giris yap otele alınman garanti olsun..tabi seytan beni bu kadar kolay gaza getiremez:D
berlin licteiber den 4.54 te prag a aktarmasız olarak trenle yola çıkıyor ve prag holesvoice de 9.18de oluyoruz ilk işimiz politickych veznu daki istanbul kebabı bulup çantalarımızı bırakmak:)
tabi pragdan parise tren rezervasyonumuzu yaptırmayı unutmamalıyız zira 14 saatlik yol ve gece gidecegiz yatak şart:):)prag-holesvoice den paris north a 16:36 da yola çıkıyoruz paris north da 9:14 te oluyoruz sabah yahya abinin kuzenleri bizi karşılayacak çocugu tanımam izzet teker diye bir çocuk allah razı olsun diyoruz:)ve bize eifel çevresinden otel bulacaklar kahvaltımızı onların evinde yaptıktan sonra..ilk gün paris turu sein nehrini turalama eifele çıkma işte kuzeyini güneyini louvreyi ünlü klise notre dame e keşif turu.. ardında akşamada bir program bulurum belki gider moulin rouge giremesekte önünde foto çektiririz...christmukkah yakınları olduğu için ortam şenlik olacak oyüzden mutluyuz..ertesi gün disneyland saat 8 e kadar sonra yine pariste turalarız belki bir kafeye gider otururuz bilemiyorum..gece klübü rock bar bilmem ne belki belki..
6 aralıkta paris nord dan 6:55 treni ile bruksell midiye varıyoruz 8:17de yahya abi bizi karsiliyor..o nereye gotururse ordayız:)aklımda tabiki şu ufacık dev isimli heykel işeyen çocuk var ama:D:Dinsan müzesi bruksele yeni gelmis merak etmiyor degilim..cikolata almadan da ayrılmayacagim tabi..
brukselden merkez istasyondan amsterdama yol alacagiz ondan sonrası henüz planlanmadı..yapınca anlatırım..ama amsterdam hakkında tek bildiğim şey ruhumla en çok bütünleşen şehir olması çok eğleneceğim çok otlu kekler çaylar ve şekerler arasında..

in

rusça şiir yazamayız belki ama hissederiz anlarız okuruz ve biz hislerimizi yazarız buralarda..

Я вас любил: любовь еще, быть может...
Я вас любил: любовь еще, быть может,
В душе моей угасла не совсем;
Но пусть она вас больше не тревожит;
Я не хочу печалить вас ничем.
Я вас любил безмолвно ,
безнадежно,То робостью, то ревностью томим;
Я вас любил так искренно, так нежно,
Как дай вам Бог любимой быть другим.
Aleksandr S. Puşkin..
aptal gibi neden bu şiiri yazdı bu kız demeyin sadece okuyun ve kemiğinizde bile hissedin duyguyu..oysa siz hep beklemiştiniz değil mi..denemenin zaman kaybı olduğuna inanıyordunuz..oysa oysa hiç kimse sizin kadar masum değildi değil mi yeni anladınız canınız yandı...

24 Kasım 2008 Pazartesi in

Hayat bir garip..

Yorucu bir gün daha gelip geçti...Ne mi yaptım sabaha kadar matematik ödevi yaptıktan sonra sabah AUTACAD dersimin altını çizdim yok bir daha estonca AUTOCAD Allahım bu bir rüya mı sabah 6da kalkmak yok demekti bu yada pazar'ı pazartesiye bağlayan geceyi aman kalkamam uyuyamam korkusuyla geçirip ardından gelen berbat uykusuz pazartesilerin sonuydu...
Onun dışında meşhur alışveriş merkezi Kristinaya gittikten sonra ferry ticket'ımın STOCKMAN'den alındığını farkedip şehrin öteki alışveriş merkezine ışınladım kendimi 21.yüzyılın en pratik ışınlama aleti otobüsü kullanarak yaa kimse kusuruma bakmasın uçan arabaları kullanamadım hava trafiği kar nedeniyle çok yoğundu..Herneyse biletin saatinide değiştirdikten sonra kendimi finnish moda sektörünün önde gelen devi seppalada buluverdim zira nedense sanki hepte bulmak istiyor gibiydim..Aslında amacım gardırobuma gayet maskülen high heel olmayan bir çizme eklemekti ne varki size 36 yazan ayakkabı cennetinde buna ne imkan vardı??Bazen tesadüfler sizi baştan beri istediğiniz şeylerle karşılaştırır ruh eşinizi bulursunuzya o anda kapıdan içeri uzun bacaklı siyahi taş gibi vücudu olan 36 beden bir fıstık giriverdi..kaptığım gibi gittim deneme odalarına üzerime geçiriverdim sardı bedenimi...Ondan ayrıldıktan sonra ortada takı avına çıktım bir küpe bir el yapım şapka ve makyaj çantası avladım ve aşkımıda alarak kasaya yürüyüp hepsinin parasını peşin veriverdim hayat işte ne için geldim neyi buluverdim:):):)
Şuanda üzerimde aşkım biz artık iyi bir çiftiz ....

36 beden yüksek bel siyah kotum ve ben....

puahahah ya siz ne sanmıştınız???

22 Kasım 2008 Cumartesi

Yine geceyi bekliyorum ama ne farkeder artık 3 boyutluyum


Ne oluyorki bana yine neden geceleri beklemekteyim ?sanki gece bensiz güvende olmayacakmış gibi..peki nedir bu ilişki gece ile benim aramdaki senelerdir sürüp giden...
Kendimi suçlu hissettiriyor kendileri zira tüm sevgililerimi onunla aldattım ben az mı girdim koynuna sıcağına deli gibi hasretken ışığa vurdum kendimi karanlığına...
Yok ama bu sefer farklı geceler değil geceleri bekleme sebebim...sebebim sebeb..seb..s..herneyse..
sebebebim aslında bunu söyleyememe sebebim..
gözlerimin altındaki ne salatalıkla ne 21.yuzyıl teknolojisi kremle gecmeyecek morluklarla yorgun bir vücutla ayın kara vurmuscasına olusan o los ve dinlendirici ısıkla koyuyorum beynimdeki tüm bu satırları sıraya burda..
meger ne kadar ozlemisim dilimi meger ne kadar olmus konusmayalı boyle istekli meger ne kadar olmus bir erkeğe deger vermeyeli bu denli..
Sebebin bekleme sebebimden haberi yok benim ise anlatmaya niyetim yok..Gece sır tutar güvenim tamda gözlerimden o kadar emin değilim sanki...
oysa düşünüyorumda bayagı bekledim ben yaa geceleri beklemeye bir sebep bulmak icin..kac sene oldu bilmemki ben diyeyim 5 siz deyin 6....
15-14 yasındaysanız ve hayat hala charlienin çikolata fabrikası gibidir sizin için banada öyle gelmişti ozamanlar bilinçsizce ışınlanma çikolatasını yediğimde oburca kendimi ufacık bir halde televizyonun içinden onu izlerken buldum oda beni izliyordu en az benim kadar yalnız mimiklerinde hüzün yoktu benim gibi ufak bir alay sanki..
tanışamamıştık tanışamadık aramızda boy farkı,misyon ve boyut farkı vardı...
Bir zaman geldi kendimi tv nin içinde unuttum oda benden sıkıldı ve bakmayı kesti üzerimede esti bir örtüyü örtü verdi..Ve bana geceler başladı..İşte o günden yakın zamana kadar tv nin içinde geceleri bekledim ben kendime bir hayat kurarak yapmacık...Güvensiz,sadakatsiz,haftalık,anlık,saatlikti sanki herşey..herkesin kafası biraz güzel ve kulaklarından dumanlar çıkıyordu o dünyada...
Şimdi döndüm katilim kahramanım oldu.. ve bekliyorum yine gecelerde ama bu sefer ister bir gece olsun ister bin..çünkü artık 3 boyutluların dünyasında beni unutan o yaşlı çocuğun yanındayım..Kendisine biraz kırgınım ama bir o kadarda hevesliyim konuşmaya mazur görsün....

in

Ne yapıyorum ben yaa biri açıklasın??


Şu saatte bir parti davetini göz göre göre kaçırdığıma inanamıyorum..Birde o kadar hazırlanmışken...Ne aptal ne salak nede başka türlü sözlere tahammülüm var lütfen lütfen seçimlerimi eleştirmeyiniz zira o hakka sadece ben sahibim..
Erindiğim için mi?aynı yüzler aynı ortam olduğu için mi?yoksa dışarıda kar olduğu için mi?belki 3 birden belki biri bile değil...Açıklayayım...
Alışkanlıklardan nefret ettim bugüne kadar;yeni mekanlar,yeni hayatlar,yeni yüzler,yeni aşklar,yeni hayaller...Alternatif hep buldum şu yada bu şekilde..1.den sonraki tercihler size kıyaslama imkanı sağlar alıştığınız ilkinizle yeni içinde bulunduğunuz durumu...İyisine de rastladım kötüsünede ama nede olsa benim seçimim değilmiydi kime ne??
oysa şuanda içinde bulunduğum durum tam anlamıyla bir çıkmaz evet evet eğlence doygunluğu hastalığına yakalandım ve karaciğerimden ara sıra fasıl niteliğinde içkiye doyduğunu belirten türlü makamlarda sesler alıyorum..Karaciğrerini bile sarhoş eden birinin içmesi sağlıklımıdır değilmidir değil konumuz tabiki ki sağlığı düşünen kim-grip olmadığım sürece:D-
Az önce yani kırmızı rujumu sürüp siyah kalemle yeşil gözlerim ve beyaz tenimde herzamanki alıştığım kontrastı yaratırken düşündüm tüm bunları hem hazırlanıyordum belli belirsiz bir kararsızlık icinde hemde düsünyor..Ne yapıyordum ben yaa 2 gun once partiden batsın bu dünya nidalarında bağırarak gelen ben değil miydim yetmezmiydi bu dağınık hayat ve artık sabah 6 da üzerimle yatıp sabah aksamdan kalma akmış rimellerle aynadan kendini izleyen kızın görüntüsü nereye kadar sürebilirdi...
Öte yandan diğer seçenekte hicte parlak görünmüyordu evde oturacak yan odamdaki gaylerin kıkırdamalarını dinleyerek bilimum relax vaziyette xxl thsirt u kendime gecelik bilerek toplu saclarımla movie keyfi yapacaktim..
ben 2.sectim..mutluyum huzurluyum evet yabancı hayranlarımdan bıkkınlık gelmisti zaten-günün avuntusu-herneyse aklıma özlem tekinin kime ne şarkısı geldi açayımda dinleyeyim siz bu yazının ana fikrini düşünedururken...

in

Little girl blue


Kaçınız blues sever dinler bilemem bazılarınız için anlaşılmaz bir gürültüden ibaret bazılarınız için entel müziği olan blues içki gibidir emin olun..
ilk başta size iğrenç gelen köşeli bardağınızdaki sıvı sonra nasıl cennet ırmaklarının dünyadaki gölgesi gibi geliyorsa bluesda aynı şekilde gürültüden seramoniye dönüşür zamanla..
Acılı kadınların müziğidir blues az konuşan erkeklerin müziğidir ve her blues dinleyicisinin sesinde gölge vardır ister istemez zamanın acının ve mavinin içindeki turkuazlığın verdiği gölge..
İşte o gölgeki ağlarken güldürür blues dinleyicisini gülerken ağlatır..
Ve bilirki blues severler her hızlı ritim neşenin göstergesi değildir her yavaş ritmin acının göstergesi olmadığı gibi..
Süprizlerin müziğidir blues..
Ne cazz kadar resmidir nede soul kadar romantik..
Gitarın verdiği asilik ve piyanonun verdiği asalet vardır bu müzikte..
Nasıl dinleyeceğinizi bilmezsenin kaybolursunuz size aptalca gelen haykırışların içerisinde,oysa müzikten çok liriktir blues evet lirik bir şiirdir önce sözlerini işlerseniz yüreğinize ağır müziği sürtünmesiz geçiverir sözlerin yağladığı yüreğinize..
Söylenmesi en basit ve en zor olan parçalar blues dan çıkar nota yoktur kural yoktur tek nota sizin gırtlağınız tek kural yüreğinizdir hissetmezseniz söyleyemezsiniz zaten hissetmezseniz dinleyemezsinizde..
Bukadar şeyi anlatmamın tek nedeni durumumu özetlemek
dışarıdan soğuk vurdumduymaz gamsız gibi görünenlerinde dertleri olduğunu bildirmek belkide bilemiyorum..
Kadere isyan ve her daim teslimiyeti bu 2 ironiyi bir arada barındırdığı için bu müzik benim hayatım evet hayatımı ele geçirdi..
Ne bir zenciyim ne daimi içki tüketicisiyim nede sigara içerim ama herzaman acı çekerim çünkü ben acı çekmeyi severim ''tomarrow never happens,that's all the same day fuckin''' desemde ben hayatımdan çalmayı severim bundan dolayı bessie smith'i odetta yı janis i billie yi dinah ı joss u norah ı çok iyi söylerim..
Ben hissetmeyi bilirim...
Bundan dolayı kalındır ses tellerim..
Aşkın yolunda yürürüm uslanmadan,sevilirim kıymet bilmem severim kıymet bilsin istemeden..sevmeyi severim sevilmekten çok..Belkide buyüzden siyahlarla gönül bağımız çok..Onlar değil midirki yıllarca sessizce köle olup alınıp satılan sonrasında tüm alanlarda beyazları kapıya koyan.Kaybedilince mi ortaya çıkar değerler..
İnsanlardan sıkılanların demir attığı limandayım şuan bende.. dinahtan mad about boy u dinlerken aklıma geldi 1 günde nasılda unuttuğum herşeyi..çelik gibi bir iradeye sahibim ve gözyaşlarım gözyaşlarım artık bende saklı ball and chain i dinlerken bile...Sadece uzaklara bakarım doldursun diye yüce dağlar içimdeki boşluğu..Aklınızda bulunsun blues yakar tüm acıyı ve janisin külleri ile beraber pasifiğe savurur..
Kısas a kısas yapmak elimde intikam peşinde koşmayacak kadar zen tutkunu değilm..Elbetteki layığını bulacaksın...Zen de seninle geldi gitti..Huzur bu felsefede varsada bana uğramıyor artk.Felsefenizde sizin olsun biliminizde..Bizim buralarda 1 çığlık 1 formül eder..1 gözyaşı bir parabol eğik eğik iner gırtlağa ve sonra gerdana..Diyafram açıcıdır her gözyaşı..
Bağırdıkça diner benim acılarım fon müzikte bir gitar solo...
Bazen isyan ederim adalet diye bazen ağlatırım sesimi sadece sesimi çünkü ''gözlerim bitti gözlerim bitti''fd misali..
Ziyan edilen her an için dinlenmelidir bbking,ıslanmak için dinlenmelidir mary j. bilge,isyan içindir janis ve jimi...
İntikam için ne sanatçı vardır nede şarkı blues da ama ben ilk olacağım bu hüzünlü yemeğin içine intikamı katarak..
Gözünün içine baka baka mavi(!) şarkılarımı başkası için söyleyeceğim ve sen düşüneceksin değiştiğimi...
lillith Saturday, April 28, 2007 at 2:46am

in

Biz bekleriz biz beklemekteyiz

Bilemez kimse kimseyi..siz kendi elinizle sürdünüz ruhunuzu belirsiz topraklara kardeş olmak için kanlı kraliçelerle oysa biz hep bekledik ve beklemeyi erdem saydık beyim.. soyumuzu ümitsiz hayallere bulutlu geçen geceye buna rağmen hep bekleyen aşka aşık kalplere kurban verdik..Bir biz varız artık burada sizin yolunuzu gözleyen diğer hepsi yaşlandı ve öldü sizin gibileri beklemekten ama biz ölmeyiz şaşırtıcı değil mi?
Çünkü bilirki yüreğimiz simyacının dilindedir ölümsüzlük bir ol demesiyle oluverir sonsuz hayat..bir simyacı gibi evet bir simyacı gibi bekleyeceğiz sizi sonsuza kadar belki de bir elf gibi.. amaç altına ulaşmak olmayacak biz kurşunlada yetineceğiz yeterki gelin..

siz sevişirken saraylarınızda etiniz midenizde suyunuz kasenizdeyken biz burada ümidi yemekteyiz hergün üzerine dinmek bilmez tutkumuzu içmekteyiz..
bahçemizde artık kır çiçekleri bitmez bizim zakkumlar doldu eskittiğiniz

topraklarımıza,nehirlerimizden su yerine lav akar artık
intikam ne büyük aşk,aşk ne büyük yalan
sessiziz avını bekleyen amazonlarız hepimiz
nam-ı değer siz özgürlüğü elimizdeki oklarla beklemekteyiz adınızı öldürüp yüreklerde özgür kılabilmek için şatonuzdaki ruhlarımızı..

lillith Sunday, July 22, 2007 at 12:59am

in

Özge gözün doysun :D:D

Tanıdığım herkes midesine düşkün ve onun üzerindeki baskılara dayanımsızdır..Bende böyleyim ve işin ilginci hayalimdeki prensin değil hayalimdeki akşam yemeğinin hayalini kurarım..Ve böyle anlarda elimdeki menü ile bütünleşirim tat alma duyum keskinleşir dışarıdan bakan biri ne yapıyor bu yaa ??'' tepkisini kolayca verebilir çünkü günün herhangi bir anında gelebilen bu hayal silsilesi bende gözle görülür etkiler yaratabilir.. Şimdi hayalimdeki akşam yemeği mönüsüne göz atalım; Kaliforniya usulü ''roll'' Japon ''shitake'' mantarı ve soya filizi salatası üzerine karides ve somon şiş Zencefil turşusu ve soya ''Ricotta'' peynirli raviyoli Sicilya usulü fesleğenli domates sos Porbe dörtlüsü Fırında kızarmış patates üzerine Anadolu keçi peyniri ile tatlandırımış sığır eti filetosu biber ile Paris usulü armut ''helene'' not:tabi bunları yedikten sonra ayağa kalkmakta zorlanabilirsiniz bunun için yakın bir otelde yer ayırtın derim..
lillith Sunday, July 29, 2007 at 10:26pm

in

Sorularınız başarıyla kaydedilmiştir



Mutlu olmam için ne gerek biri bana söyleyebilir mi?ufacık odamda sahte kanatlarla penceremden havalanmaya çalışırken..hep evet şimdi derken yüreğime yenik düşerek kalacakmıyım aynı yerlerde yada sessizliği özgürlük sanıp sıgınacakmıyım hakkımı aramaksızın..Nerede eski cesaretim geceye teslim olmadan göçüp giden sorumsuz ruhum nerede bencil sadakatim beni sevenlere karsı olusturdugum..simdi dünya içimde ve ben dünyayım koca bir dünya ırmaklarım denizlerim ve bunların döküldügü okyanuslara sahip kendi içinde bir evren evrenin içinde bir noktayım..herseye ragmen küçücük bir kız çocuguyum büyüyemeyen,eteğine takılan dal nedeniyle hep Pan’ın ülkesinde kalmaya mahkum bir küçük kız çocugu…
Saydamlıgı barındırmayan ruhlara sahip olmaya calisirken kararan kirli bir kız cocugu dondurmasını yerken yüzü batan dişleri çürür diye seker yiyemeyen hem tam hem engelli..

Şimdi söyle müstakbel doktorum hastalıgımı borderline mıyım?şizofren mi?yoksa sadece biraz zor mu?
Neden yürürken bileklerimde zincirli toplar beliriyor?Kim ki benim redkitim?neden uyurken elimde süpürge beliriyor kim ki benim üvey annem ve kız kardeslerim?
Ve tüm bunlara ragmen hala neden 7 cüceler,prens,peri gibi kavramlar bana uğramıyor..neden kurtulamayacağımı bile bile elimdeki ince törpü ile parmaklıkları kazıyorum?
Almak istenilen sadece bir nefes değil mi doya doya özgürce mavilikler içinde,yaşanılan bir hayat değil mi ilk ve son kez sahip olunan..o halde neden doyasıya yaşamamıza engel oluyor Tanrı ve neden herkes teslimiyet ile zincirlenmiş bulundukları yerlere?
Sorulara bir cevap yetkililere duyurulur..
Sunday, July 29, 2007 at 10:34pm
lillith