11 Ocak 2009 Pazar in ,

Kim bahseder farklardan?


Aslında bu yazının ne yeri nede sırası...Vakit darlığı arasında dökülen sözcüklerde kim anlam arayabilir?Aramayınız..Öylesine geldi ve gitti varsayın umursamayın...Anlatılacak şeylerin çokluğu zamanın asla stabil olamayacak etkisi sırasında eriyerek kendi sıvında yüzer konuma geliyor aklımda bizmut misali...
Tecrübelerin getirdiği gerçekliği yaşadım şükretmeliyimki.. ve asla hayallerin gerçek potasına girmeye layık olmadığını anladım bir kez daha...Yanlışı bir kez yaparsan hatalı 2. kez yaparsan saf olursun...Saf olmayı seçmemiştim bu kez geçmişteki gibi bile bile emindim çünkü doğrulardan oysa kadere inanasım geliyor yavaş yavaş yine bu role bürünme sonucunda...
Kişiliğin açığa çıkaran durumları bilirsiniz benden haliyle daha iyi;kavga,tartışma,yolculuk,paylaşılan bir alan ve düşülen zor konum sonucu;ame olmanında yolları vardır karanlıkta herkes,bedensel engelli bazılarımız ve zihnen şartlandırma sonucu manen görmeme kısmi olayların sizi bütünlemesinde meydana gelen...Her nekadar pempe gözlüklerimi takıp zihnen şartlanmış olsamda görmemek elde değil döktüğünüz mürekkebin yayılan karanlığını...Söz konusu yanılmadan öte hayal kırıklığı getirdi dünyalara ebedi ışık yılı uzak geleceğe ve yarım ışık yılı geçmişe... Hani çok sevdiğiniz biblonuzun kırılmasındaki etkinizin bilincinde kendinize kızarsınız ya öyle sinirliyim kendime..İhanetler affedilir olsa da geleceğe dahil, peki ya aitliği dünlerde kalanları kim vaftiz edecek?Bugüne dair yollarımda yollarınıza giden levhaların hepsini söktüm onları takip etmektense yönümü kaybetmeyi yeğlemek yeni bir ışık bulma umudunuda veriyor bana...Oysa ne kadar da inanmıştım yorgunluğunda getirdiği serapla.. ömrümde sığ olmanın ilk varılan durakta sonsuza kadar konaklamak olduğunu bilen yapım affı kolaylaştırıp yeni bir koy bulmama yardımcı...Sorun olansa herşeyin dönülmezliğine emin olduğunuz zaman işte öyle bir zamanda yazıyorum tüm bunları nötr,katı ve şekil alamaz bir halde...Plazma konumuna hatta erime noktasına hayatım boyunca ulaşamayacağımı bildiğim için biraz buruğum tanrıya neden yaratmadı tüm fiziksel özellikleri eşit neden demedi açıkça bizlere fabrika çıktısı olduğumuzu da hepimize farklı ifadeler,ruhlar,sesler vererek megolamanların kafasındaki tekiz sesine destek oldu...Söylüyorum size bakmayın farklıymışım gibi bana aslında hepimiz eşitiz de göremiyorsunuz siz..Ben istenmeyeni istediğim,istenenide istemediğim için lanetliyim..Siz dualarınıza dileklerle başlarken ben dua bile edemiyorum lanet okumaktan...Tüm bunlara bakınca benim ateşten ateşe düşeceğim kesindir emin olmayınız bekleyin bitireyim...
Evet belki siz dualarınıza dileklerle başlıyorsunuz ben lanet okumaktan dua etmeye vakit bile bulamazken... Belki de cennete düşmeye hevesli nefsiniz inkar edilemez günahların pençesinde kıvranırken siz de esiri oluyorsunuz onun kim bilir?Yada söylenmemiş sözler size yanmış derilerin dünyasının kapılarını açıyor inkar edebilirmisiniz?
Kendimi mahkum ederek kendimi sonsuza kadar sevme cüreti gösterdiğim için ben cennete layığım...Nefsimi 2yüzlü kılmadan ruhla onun arasında gidip gelmeden sadece birini izleyebilme cürreti gösterebildiğim için kutsanmışım...Kötülüğümü tüm düyayaya haykırabildiğim için,açık sözlülüğü iki yüzlülüğe tercih ettiğim için...
Şimdi söyleyebilirmisin benim gibi bir lanetten farkınız olduğunu kendini beğenme alışkanlığına kapılmış vaziyetteki ruhunuz...Yada hangimizin kutsanmış hangimizin lanetli olduğunu sonsuza dek?
Açın avuçlarınızı koca bir hiçi görmek ister bu gözler dünyadan toplamaya çalıştığınız...




tekvin bab1:'' ..ve rab insanı kendi suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.''
tekvin bab2:'' ..ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapladı ve rab adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı. ''